Bu günleri görmekte varmış, şükürler olsun.
Yarıyıl tatilinin gelmesiyle birlikte Cuma günü herkes evine iyi bir tatil geçirmek için gittiğinde bizde gittik. Ama Cumartesi günü bir de baktık ki hepimiz yine okuldayız. Tüm egzersiz grubu –Hasret’imiz hariç- Van’da dört gün sürecek bir etüt çalışmasına katılmak için okulda toplandık. Bu toplantı ikinci dönem başı için bu arada bir şeyler hazırlamamız için vesile oldu.
O dört gün içerisinde “On Yıl Sonra Ben” başlığı altında, on yıl sonramızın nasıl olacağını düşündük. Tasavvurlarımızı ve hayallerimizi harman edip yazılar hazırladık. Bu sayıda o yazıları okuyacaksınız. Hayal edilen şeyler ne kadar hissedilebilir ve düşüncelerde ne kadar somutlaşabilirse ona ulaşmak için tüm dünya bize yol verecektir. Bizde ne kadar uzak görünüyor olsa bile on yıl sonramızın planlarını yapmak durumundayız. Çünkü hayat boşluk kabul etmiyor. Düzenli bir şekilde, isteklerimiz ve hayallerimiz zaman içerisinde değişecek olsa bile, çalışmayı gerektiriyor. Umudumuz hayal ettiklerimize on yıl sonra kavuşabilmek. Bunun için hem çalışıyor hem de dua ediyoruz. Allah hakkımızda hayırlı olanı bize nasip etsin.
Birinci dönem bizim için pekiyi geçmedi. Bir kere okul inşaatı dolayısıyla egzersiz çalışmalarımız başta olmak üzere birçok çalışmadan geri kaldık. Köylerimize gidiş gelişlerimiz oldukça yorucu oluyordu her gün. Ama sanıyoruz ki çekilen sıkıntılara değdi. Okulumuz eskisiyle karşılaştırılamayacak bir güzelliğe kavuştu. İkinci dönemde bu güzellikle birlikte bizlerin derslerdeki başarısı da artar ve sene sonunda sınavlarımızda başarı elde ederiz. Emeği geçen herkese teşekkür ediyoruz.
Tek üzüntümüz egzersiz çalışmalarını yapabileceğimiz bir yerimizin kalmamış olması. Kütüphaneyi üç farkı egzersiz grubuyla ortak kullanmak zor olacak. Artık ne yapalım öğretmenler odasını kullanırız. Neyse!
Egzersiz Topluluğu olarak bu sayımızı beğeniyle okuyacağınızı umut ediyoruz.
EDEBİYAT EGZERSİZ TOPLUĞU
“On Yıl Sonra Ben!” / Gamze Gözel Demir
Posted: by izzet koçak in Etiketler: 2. Sayı "KIŞ", Gamze Gözel DemirBen on yıl sonra kendimi, büyümüş ve çok sevdiğim mesleğimi elime almış olarak hayal ediyorum. Mesleğimi iki yıldır yapıyorum. Artık kendi paramı kendim kazanıyorum. Bu beni çok mutlu ediyor.
Öğretmenlik mesleğimi İstanbul’da güzel bir yerde yapıyorum. Öğrencilerime en iyi şekilde ders vermeye çalışıyorum. Çünkü kendi bildiklerimden başkasına bir şeyler öğretmek çok güzel bir duygu.
Bu geçen on yıl benim için zorda olsa öğretmenlik mesleğine başladığım için çok mutluyum. Belki benim için iyi olmuştur; ama sevdiğim insanları bu zaman içerisinde kaybetmekten çok korkuyorum; çünkü onlar yaşlandılar… Ama insan neyin ne olacağını bilemez ki, her şey Allah’ın takdiri.
Neyse ben ise her şeye rağmen o güzel mesleğimi yapmaktayım. Görevimi yaparken acı tatlı günlerim oldu. Görev yaptığım yerde en az ailem kadar sevdiğim meslektaşlarım var. Onlarla birlikte İstanbul’da görevime devam ediyorum.
“On Yıl Sonraki Büyük İkizim” / Gönül Özbay
Posted: by izzet koçak in Etiketler: 2. Sayı "KIŞ", Gönül ÖzbayBenim de bütün arkadaşlarım gibi on yıl sonrasındaki geleceğimi süsleyen birçok hayalim var. İşte bende ikizimin yaşadığı, tam hayal ve rüyalara süslü on yıl sonrasına gidiyorum.
En sevdiğim mesleğime, çok derin bir kuyudayım ve o kuyuya bir ip uzanıyor. Ben ellerimle o ipi yakalıyor, hedefime doğru çıkmaya başlıyorum. Sonunda bu dünyadaki en büyük isteğim olan öğretmenlik mesleğine kavuşuyorum.
İki yıldır öğretmenlik mesleğini yapıyorum. Mesleğim sayesinde vatanıma ve milletime hayırlı öğrenciler yetiştiriyorum. Hayatımı iyi ve kötü, Allah’ın bize verdiği tüm duygularla yaşıyorum. Çevremde, ailem, en yakın arkadaşlarım, bu dünyada değer verdiğim kişiler bulunuyor. Ama hayat gelip geçtikçe içimde bir korku da gittikçe büyüyor. Bu korku yakınlarımı ve sevdiklerimi kaybetme korkusu olarak beliriyor. Gelecekte, geçmişteki en iyi arkadaşlarımı ve değer verdiğim öğretmenimi göremem korkusu bu.
Ama ne yaparsın gelecek süslü hayalleri yıkıp geçiyor. Ben yine de hayata en iyi şekilde devam ediyorum. Öğretmenlik mesleğimi yaparken en iyi yerlerde, istediğim yerlere giderek öğrencilerime ders veriyorum. Benim on yıl sonraki hayatım böyle devam ediyor.
“Arzuladığım Hayatım” / Rukiye Ağrallı
Posted: by izzet koçak in Etiketler: 2. Sayı "KIŞ", Rukiye AğrallıBen kendimi on yıl sonrasında düşündüğümde büyümüş ve meslek sahibi biri olarak görmek istiyorum.
Ben bu yıl mesleğimin ikinci senesindeyim. Doktorluk mesleğini çok isteyerek ve arzulayarak yapıyorum. Şu an Van Devlet Hastanesinde çalışıyorum. Ama benim isteğim doğup büyüdüğüm köyde küçük bir sağlık ocağı açarak kendi insanıma şifa dağıtmak. Umutsuz değilim başaracağıma inanıyorum. Çünkü beş aydır bunun üzerinde çalışıyorum ve hiçbir olumsuz cevap almadım. İnşallah yakında açılacak.
Aradan bir ay geçti. Ve ben çok önemli bir beyin ameliyatındayım Ameliyat çok iyi geçti, hastamın beynindeki tümörü başarıyla çıkardım. Ameliyat haneden çıktığımda ömrümde duymadığım kadar iyi bir haber duydum. Sağlık ocağının bir aya kadar açılacağını söylediler.
Nihayet sağlık ocağım açıldı. Günler birbirini kovalıyordu. Köyümde yaşlılara, gençlere, çocuklara şifa buluyordum, çok mutluydum. Günler ilerlerken bende başarılarıma yeni başarılar ekliyordum. Çevremdekiler benden çok memnundu. Bana ihtiyacı olan çevre köylere de gidiyordum. Önemli ameliyatlar için çevre illere de gidiyordum. Yurtdışından ve yurtiçinden büyük teklifler alıyordum, aslında bir ara gitmeyi düşünmedim değil; ama gidemedim. Benim insanın, sevdiklerim buradaydı, Türkiye’deydi.
Hayatım böyle devam ederken bir baktım yaşlanmışım. Artık sevdiğim işi yapıyorum. Ama sevdiklerimle doyasıya mutlu mesut yaşıyorum. İnşallah herkes istediği hayatı yaşar, istedikleri doğrultusunda hareket eder.
On yıl sonrasını hep çok merak ederdim. Günler aylar geçti, o gün gelip kapımı çaldı. Ben şimdi 24 yaşındayım. Ve çok sevdiğim mesleğim çocuk doktorluğunu yapmaktayım.
Çocuk doktoru olmuşum, kendimi birçok ülkeyi gezmiş oradaki çocukları muayene etmiş bir olarak görüyorum. Tabi bunların en önemlisi de onlara bir faydamın dokunması ve onların dualarını almamdı. Tanınmış ve ünlü bir çocuk doktoruyum, birçok hastalığında ilacını bulan kişiyim. İşin en zor tarafı ailemden uzak bir yerde görev yapıyor olmam.
On yıl sonrasının en acı veren tarafı da insanın hep bir telaş içinde yaşaması. Bazı insanlar yerlerinde durabilirler. Ama dünya dönüyor ve hayat geçiyor. Kimin ne olacağını bilmiyor insan.
Bu ara en çok yapmak istediğim bir hayalimi de görevimi de yerine getirdim. Hacca gittim. Mekke’de Allah’ın evi Kabe’yi ziyaret ettim. Medine’de Peygamberin mescidinde dua ettim. Çok güzel bir duygu, Allah herkese nasip etsin. Hac özlemin ve sevgimi de yerine getirdim.
Hacdan döndüğümde içimde hem acı hem de korku gibi daha önce tatmadığım birçok duyguyu tattığımı hissettim. Evime gidip derin bir uykuya daldım. Rüyamda gelmiş geçmiş, iyi kötü her şeyi gördüm.
Sabah olduğunda güzel rüyasından bir daha uyanamadı. Vefat ettiğinde henüz otuz yaşındaydı.
(Her şeye karışanın notu: Allah hayırlı ve uzun ömür versin Yağmur’uma ve diğer kızlarıma.)
On yıl sonra dünya çapında tanınmış bir çocuk doktoruyum. Gittiğim her yerden ödüller alıyorum. O zaman 24 yaşındayım. Çok ağır bir tempo içinde çalıştığım için her gece eve yorgun ve bitkin olarak geliyorum. Bu ağır tempodan dolayı genç bir yaşta olmama rağmen kendimi yaşlı hissediyorum. Herkes gibi hayattan zevk almak istiyorum; ama mesleğim izin vermiyor ki, yine de mesleğimi severek yapıyorum.
Dünyada yardıma muhtaç binlerce hasta çocuk var, ve ben nerede olurlarsa olsunlar onlara yardım etmek istiyorum.
Bunun yanında benim de bir düzenim olacak, evim ve ailem olacak, her doktor gibi çok para kazanacağım ve kazandığım bu paraları hayır kurumlarına bağışlayacağım. Çocuk esirgeme kurumuna bağışta bulunacağım.
Hayal bunlar deyip geçmeyin. Her hayalin bir gerçeği olabilir yani siz hayal etmeyi bilin yeter.
On yıl sonra ben mesleğimi elime almış olacağım. Sınıflarda onlarca kardelen yetiştireceğim.
Onların hayata bakışlarını hep merak etmişimdir. Belki de onları o zaman anlayacağım, insanlık değişmiş olacak, bilim değişmiş olacak ama ben hayatın tam dönüm noktasında olacağım.
Hep hayalimde olan şeyi sevgiyi anlatmak istiyorum. Belki sevgi benim mısralarıma dökülmez, belki sözcükler yetersiz kalacak. Ama dünya ne kadar değişse de sevginin değişmeyeceğini göstereceğim.
On yıl sonra ben kardelenlerime ben bir gülücüğün “ömre bedel” olduğunu öğreteceğim.
“On Yıl Sonra Ben!” / Garip Öztayan
Posted: by izzet koçak in Etiketler: 2. Sayı "KIŞ", Garip ÖztayanSu gibi geçen hayatta hayallerimin çöküşünü kimsenin göremeyeceği bir yerde ya da hayallerimi gerçekleştirmiş de olabilirim. Ya da bir perdeden sadece dünyayı izliyor olabilirim. Her şey olabilir. Ama ne olursa olsun hayatı doyasıya yaşamak istiyorum. Hayallerimi gerçekleştirmek elimde olsaydı okulumu okumuş, başarılı bir olmayı istiyorum.
Ben bir mezarın altında üşümek yada korkmak istemiyorum; çünkü daha hayallerimi gerçekleştirmeden gidersem bunca yıl yaşadıklarım boşa olacak, çabalarımın hepsi geride kalacak. İşte bu yüzden hayallerimi gerçekleştirmek için elimden geleni yapacağım.
Eğer okumuş bir insan olursam insanlara faydam olsun diye çok çaba göstereceğim, zaten okumak insanlık için değil midir? Yaşamak, zevk almaktır; bunu da iyiliklerle yapabilirim.
Kısacası on yıl sonra ben bir avukatım ve insanlara faydalı olmak için hep haklıyı savunuyorum. Ardımıza dönüp baktığımızda hayatın ne çabuk geçtiğini ne kadar çok şey yaşadığımızı fark ediyoruz. Gerçekten hayat su gibi geçiyor. Ve ben o yılları çok iyi değerlendirdiğim için kendimle gurur duyuyorum.
“14’ten 24’e Hayat” / Perihan Topal
Posted: by izzet koçak in Etiketler: 2. Sayı "KIŞ", Perihan TopalOn yıl sonra ben, belki de on kötü günlerimi geçiriyorum. Çünkü benden büyük olanlar yaşlanıyor. Ben yirmi dört yaşındayım. Hayatın tüm gerçeklerini yaşayarak öğreniyorum. Belki söylemesi zor ama sevdiklerimi tek tek kaybediyorum.
Ben hep hayal ettiğim “13 yaşından itibaren hayat” romanımı da yazmış olacağım.
Bunun yanı sıra canımdan çok sevdiğim annemi ve babamı hacca gönderemezsem kendimi affetmem, Allah’ım ne olur ömür ver bize; ama eğer böyle bir şey olursa onların en çok istediği hayırlı ve dindar kızları olacağım.
Arkeolog olduğum için en çok doğu taraflarını altüst edeceğim ama yasal yollardan. Saklı hazinelerini keşfedip gün yüzüne çıkaracağım. İşini iyi yapan bir arkeolog olduğum için gittiğim her yerde takdir edileceğim.
Bende de artık bir şeyler değişiyor, gençliğim elden gidiyor, ayrıca artık bekâr da değilim. Hayat bu her şey olabilir. Zaman hızla ilerlemeye devam ediyor, farkında değilim. Yaşım otuz beş olmuş, büyüdükçe öğreniyorum. Başarılı olmak demek aşılması zor duvarları sabırla aşmakmış.
Bununla birlikte yazar ve şair kadrosuna katıldığım için otuz beş yaşında Cahit Sıtkı Tarancı’ya hak veriyorum.
On yıl sonra ben inşallah hedefime ulaşmış bir kimse olacağım. Kendi mesleğim, kendi hayatım ve kendi kazancım olacak.
Dünya küçüktür diyorlar ya işte, belki de eskiden tanıştığım insanları görebileceğim. Onlar beni Doktor Hilal olarak görecekler. En önemlisi de ailem gurur duyacak. On yıl sonra 23 yaşında birisi olacağım. Eskiden yaptığım çılgınlıkları belki de artık yapmayacağım. Hayatı daha iyi tanıyacağım, bakış açım değişecek.
İşlerimden kalan boş vakitlerimi ailemle geçireceğim. Biz arkadaşlarımızla birlikte koyu sohbetler ederdik. Herkes sahip olmak istediği meslekle ilgili bize düşüncelerini söylerdi. Ben ise onlara siz hepiniz evlenmiş olacak ve çocuklarınızı doktora getireceksiniz; bende işte sizin çocuklarınızı muayene edeceğim, derdim. Birde bakmışım ki eskiden tanıdığım bir kişi gelmiş. O zaman anlayacağım ki dünya çok ama çok küçük. Her şey çok güzel olacak.
Eskiden yapamadıklarımı belki de yapacağım. Kendi yaşamım ve kendi özgürlüğüm. Emeğimin karşılığını alan bir kişi olacağım. Kendimle gurur
duyuyorum.










